
Prof.Dr. Erdoğan Sürat'in kanunuyla yaptığı Bülbülün Kanadı Sarı icrası
Erzurum Sanal Ansiklopedik Sözlüğü ESAS'ın en aktif yazarlarından Prof.Dr. Erdoğan Sürat'in kanunuyla yaptığı Bülbülün Kanadı Sarı icrası...
...
ZARURİ BİR AÇIKLAMA VE TEKZİP
DEVLET Demiryolları'nın aylık seyahat ve aktüalite dergisi 'Raillife'nin Şubat sayında yer alan 'Trenden kaçan oğlan' başlıklı yazıda Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Mehmet Aycı tarafından ismime atıf yapılarak asla söylemediğim sözler söylemişim gibi gösterilerek şahsıma iftira edilmiştir
Uzun yıllardır Erzurum hakkında yüzlerce makale yazan, roman, araştırma, inceleme çalışmalarıyla Erzurum için adeta çırpınan bir Erzurum evladının o kadar emeğinin bir "galiba" kelimesinin önüne katılmış yalanlarla harcanması kabul edilir şey değildir.
Söylenen sözler asla ve kata benden sadır olmuş değildir. Beni tanıyanlar bilir benim asla bu yönde fikirlerim, bu tür ifadelerim yoktur, olmamıştır, olamaz da...
Umarım bu çirkin yazıda söylediğim iddia edilen lafları söylemediğim, bu haberi okumuş ve üzülmüş her Erzurumlu tarafından öğrenilir.
Saygılarımla
Mustafa Çetin Baydar
BİR DAĞ GİBİ ADAM BİR DAĞ GİBİ
Bekir Sıddık SOYSAL
Sıcak çöl rüzgârıyla nazlı-nazlı dalgalanan ve göz alabildiğine uzanan, bir gök ekin denizi… Bu yeşil denizi çepeçevre saran her yerde, ölüm havası estiren kum okyanusu…
Ak teni, zencilerinki kadar siyaha dönmüş cerbezeli bir adam, elinde tuttuğu şapkasını, öldürücü güneşe rağmen başına takmayı unutacak kadar heyecanlı… Ülkesinden gelen şişman muhatabına, bulunduğu ülke adına yarattığı eserini takdim ediyor.
Muhatab bir ara aykırılığı fark ediyor, uzanıp sert bir şekilde adamın elindeki şapkayı kaptığı gibi olması gereken yere koyuyor. Şapkanın siperi hafif sola kayık. Kıkırdamalar oluyor. Adam işiyle öylesine bütünleşmiş ki kendi üzerinde vuku bulan durumlardan bihaber, hâkim bir eda ile anlatıyor, anlatıyor.
Erzurum'da Bayram Günü Çocuk Olmak
M. Çetin Baydar
Şehirler boy boy insanın yaşadığı mekanlar olmakla beraber, her şehrin bu insan gruplarına bakışı farklıdır.
Önce Erzurum'da çocuklara verilen isimleri sayalım:
Axıllı, Bala, Sabi, Yeniyetme, Bacaksız,Ezâzil, Cırbağa..
Çocuğun:
Orucuna "tekne orucu"
Meyvesine "Gaga"
Yemeğine "Dadax"
Oyuncağına "cici"
Uykusuna "pışpış"
Düdüğüne "düllük"
Banyosuna "çıpçıp"
İdrarına "attırma"
Çobanına "Hodax"
Sümüğüne "Fırtıx"
ve daha birçok isim bu minvalde sürüp gider.
"Dünyanın ilk çocuk bayramı" nevinden kimi iddialar varsa da çocuklar için özel bayram yapılan bir yer varsa orası da Erzurum'dur.
Teşkilat-ı Mahsusa ve Ebulhindili Cafer Bey
M. Çetin Baydar
Aşağıya aldığımız yazı okuyanları, hayretten hayrete düşürecek bir nitelitedir. Dünya tarihi pek çok çeteci görmüştür, ancak 15 yaşından itibaren ömrünün her saniyesi kurşun atmakla, insan öldürmekle, siyasi entrikalarda görev almakla geçen, Cumhurbaşkanı, Erkan-i Harbiye reisleri, sadrazamlar, ordu kumandanları ile senli benli olan bir başka sima var mıdır bilmiyoruz?
Teşkilat-ı Mahsusa ve Ebulhindili Cafer Bey(*)
1884 ERZURUM-(?)
Yazan Hasene Ilgaz / Hazırlayan Ali Birinci
Teşkilât-ı Mahsusa'nın ilk reisi Bahattin Şakir Bey'dir. Bahattin Şakir İstanbullu bir doktordur, aynı zamanda ittihat ve Terakki merkez-i umumîsinin nü fuzlu âzâsıdır.
Ustamız Boyacı İsmail Emmi
Prof.Dr. Şahin Uçar
İsmail Emmi’yi Erzurum’un Cumhuriyet Caddesi’nde, geç gelen yaz güneşinin keyfini çıkaran neşeli ve hareketli kalabalık arasında, Hemşin Pastanesi’ne giderken hatırlıyorum. Sakin, mütevekkil çehresinde Anadolu insanının yüzlerce yıllık kahrının izleri: derin çizgiler… Zaman kadd-ü kametini yay gibi eğmiş, derin düşüncelere dalmış, iki büklüm yürüyor. Tezyinatını yaptığı camiden yeni çıkmış; üstü başı yağlı boya lekeleri içinde kalmış; sakalı her zamanki gibi uzamış; ama kaşları çatılmış, sert sert bakan gözlerinde çilekeş Anadolu’nun bitmez tükenmez yaşama azmi ile yürüyor. Ermeni katliamından kalma boyacı İsmail Usta yürüyor; bir tarih yürüyordu… Karşıdan gelen kadim dostu muzip, neşeli, esprili gömlekçi Hatem Usta’dır. İki yanına salınarak, tesbihi elinde, muhabbeti tebessümde, muziplik ve neşesi şaşı gözlerinde: “Selamün aleyküm Usta! Nerden gelip nereye gidersin?” diyerek koluna giriyor ustanın. Ben arkalarından yetişinceye kadar, Hemşin’de bir masaya oturup bir demlik ısmarlamışlar bile. Pastacı Nail gözlerinin içi gülerek karşılar şimdi onları. Hemşin müdavimleri birer birer sökün eder. Üniversiteden hocalar gelir sohbete: Genç, yaşlı, kerli-ferli, fukara-i sabirinden, medrese mollalarından, taife-i memurinden her kısım insanlar gelir Hemşin üniversitesine; eşi bulunmaz bir mahfildir; birazdan öyle doyulmaz bir sohbet-i yaran olacak ki tadı yıllarca damaklarda kalacak. Erzurum’dan ayrılanlar gittikleri yerlerde hasretle bu sohbetleri anacak ömür boyu…
Erzurum şehir kültüründe pay sahibi şahsiyetler ve zamanımıza ulaşan izleri
M. Çetin Baydar
İnsanoğlu hal ve ahvalini beğendiği kimseleri kendine örnek alır. Beldelerin de benzemek için model aldığı şehirler vardır.
İslam milletleri Mukaddes Mekke Şehri'nin evrenin en şerefli beldesi olduğuna iman ederler. Nitekim Nemi Suresinin 91. Ayetinde yüce yaratan, elçisi Hz.Muhammed (S.A.V.)e şöyle buyurur:
De ki: "Bana ancak, bu beldenin yani Mekke'nin; onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi/'
İslam beldeleri ve bu beldelerde yaşayan şehir sakinleri için Mekke model bir mekândır.
Nasıl bu mekânda yaşayanlara, Rablerine kulluk yapmaları emrediliyorsa, Mekke'yi model edinen İslam beldeleri sakinleri de, Allah'a kullukla vazifelidirler.
Erzurum'a şahsiyetini veren nesiller bu vazifeyi severek kabul etmiş, bu heyecanlı teslim oluşlarını, şehirlerinin İslam mülkünün kilidi ve iman ehlinin derbendi olduğunu ilan ederek tescil etmişlerdir.
İman Kalesi Erzurum'a Marş!
M. Erdoğan Sürat
İnanca âşık kaderleri bozan, dokunulmaz atanmış
Kötü makam, yani mevki, kurbağa dilinde orun denmiş
İbiş
En yüce “Stalinsel Orun”
Baş Taun, Üst Firavun
Hayat dansıyla uyuşturup hıncımızı
Azar-azar öldürdün bizi
Çok öldüm, çok fazla dirildim
Hep ölsem, hep dirilsem
Seni yine affetmem
Tüm hayat bozucuların ortak adı: Taun
Bağışlanmayı bekle, avun!
Unutulmaz Mekânlar
Nizameddin KORUCU
1- Karasu Kütüphanesi: 1980 öncesi ve sonrası Mahallebaşı Nazik Çarşıda Erzurum Gençlerine hizmet vermiş bu kütüphanede binlerce temel kaynak eserin yanı sıra binlerce güncel ilmi kitaplar bulunurdu. Devrin âlim ve fazıllarının sohbetlerinin de olduğu bu mekânda sohbetin çayla beraber ziyafetini de tadabilirdiniz.
Kadın Eli Değmiş Camii
Bir ramazan daha avuçlarımızın arasından bir güvercin misali uçup gitti.Bir daha kine yetişir miyiz meçhul..Biliyorum ki bu ramazanda aramızda olanlardan bir kısmı gelecek ramazanda olmayacak.Bu ben de olabilirim..Kimsenin yarına çıkacağına dair cebinde garantisi yok..
Bayram namazında kirli avizeye bakarak düşündüm:Ramazan müslüman için dünya hayatının kısaltılmış süreci gibiydi.Uzun süren aç ve susuz sıkıntılı bir zaman sürecinden sonra iftarla gelen kısa süreli rahatlama bir boyunca devam etti.Söz konusu ayın sonunda uzun süreli adına bayram denen rahatlama ve mutluluk geldi..